Meksika’da günler adeta otobüse in bin, in–bin aralarında Mayalardan Azteklerden ve her daim düşmanları İspanyollardan kalanları gör, akşama doğru ise margaritaları içmeye başla gibi bir akış içinde geçmekteydi. Bu program dahilinde bir önceki yazımda anlattığım Palenque’den ayrılır ayrılmaz otobüse binip Campeche’ye doğru hareket ettik.

Campeche 1540’lı yıllarda İspanyollarca eski bir Maya balıkçı köyünün üzerine kurulmuş kolonyal bir kent. Bir zamanlar şehri kuşatan surları ve artık iyice tanıdık hale gelen renk renk kolonyal dönem binaları ile İspanyollar döneminde Yucatan yarımadasında önemli bir liman kenti olmuş.
Campeche’de bir gece kaldıktan sonra in-bin seansları yine başlıyor. Merida yolu üzerindeki ilk durağımız Kabah. Bir sonraki durağımız Mayaların ünlü şehri Uxmal’in uydu kentlerinden biri.
.jpg)

Uxmal ise geç klasik dönem Maya şehirleri arasında en önemlilerinden biri. Günümüze ulaşan pek çok yapının 7 -10. yüzyıllar arasında yapıldığı düşünülüyor. Uxmal’deki en etkileyici yapı süper güçlere sahip bir cüce tarafından bir gecede yapıldığına inanılan cüce’nin piramidi. Oval biçimli tabanı ile çok farklı bir piramit mimarisi sergilerken, 35 metre ile buradaki en yüksek bina.
.jpg)
.jpg)
Ormanın içine inşa edilmiş şehirdeki binaların pek çoğu ayakta. Taş işçiliği ile yapılan süslemeler insanı her köşede şaşırtıyor. Yağmur tanrısı Chac burada da en çok işlenen motiflerden birisi. 900’lü yılların başında birden bire terk edilen Uxmal, otarihten sonra ormanın insafına kalmış. Şehrin terk edilmesinin en önemli nedenlerinden birinin su kıtlığı olduğunu düşünülüyor. Chac’ın ne kadar kabartmasını yaparsa yapsınlar, yağmur tanrısını mutlu edememiş anlaşılan Uxmal’liler.
.jpg)
1542 yılında yine bir Maya şehri kalıntılarının üzerine kurulan Meriada, Yucatan eyaletinin başkenti. Şehrin kolonyal bölgeleri kısa süreli turistlere keyifli görüntüler sunsa da, artık bir ticaret merkezi olan şehrin dünyanın diğer kentelerindeki benzerlerinden çok da bir farkı yok.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder