5 Temmuz 2009 Pazar

Tanzanya - 1

Sevgili arkadaşım Erdem Kütükoğlu, daha önce yazıları ve fotoğrafları ile mavilimon'un konuğu olmuştu. Bu kez de bir Tanzanya gezisi sonrası burada..Önce biraz Erdem kimdir, sonrada Tanzanya yazısının ilk bölümü.. Zanzibar adası hemen arkasından gelecek...Çok teşekkürler Erdem. Ellerine,gözlerine sağlık..

Az-öz-geçmiş / Erdem Kütükoğlu

Fotoğraf sevdam üniversite yıllarında, İFSAK’ta katıldığım bir kurs ve fotoğrafçılık kulübüyle başladı, 1990’ların başında ise renkli dianın canlı dünyasına yöneldi. Uzun yıllar yakın çevreme dia gösterileri yaptım. Son 1-2 yıldır İnternet’in sunduğu imkânlardan yararlanıp Fotokritik gibi sitelerde karelerimi paylaşıyorum.

Dijital fotoğraf makinesiyle tanışmam ise görece yeni, bu sayfalarda bazı enstantanelerini göreceğiniz Afrika seyahatiyle gerçekleşti.

Aileden “tarihçi genlerine” sahip biri olarak, fotoğraflarımda çoğu kez tarihsel bir çerçeve bulabilirsiniz. Açıklamalarla ilginç gelen öğeleri öne çıkarmayı, farklı kültürler veya zamanlar arasında ilişkiler kurmayı seviyorum. Üniversite yıllarında yaptığım profesyonel rehberlik bu konuda bir nebze de olsa fayda sağlıyor.

Hobilerim arasında fotoğrafa ek bir de seyahat etmek var. Ancak, ikisi son 20 yılda birbirinin o kadar içine geçmiş durumda ki, bazen seyahat etmek için mi fotoğraf çekiyorum, yoksa fotoğraf çekmek için mi seyahat ediyorum, ben de karıştırıyorum.

http://www.fotokritik.com/kullanici/Erdemk
http://www.fotoritim.com/yazi/erdem-kutukoglu--vietnam



Afrika’nın gözleri – Tanzanya (*)
Bazı yerlerle ilgili klişe sözler vardır, tıpkı “Afrika’yı görünce hayata bakışınız değişecek, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” gibi... Bu tür yorumları hep şüpheyle karşılardım. Ta ki, adımımı attığım an itibarıyla, havasıyla, insanıyla, doğası ile Afrika beni kavrayana dek... Sıcacık, hareketli, farklı... Normalde tatile çıktığınızda şehir-iş hayatının stresinden kurtulmanız için üç-dört gün gerekir. Oysa, Afrika’da ruh haliniz birkaç saatte olumlu yönde değişiveriyor......

Tanzanya, Afrika’nın doğusunda, Kenya’nın güneyinde, Hint Okyanusu’na komşu bir ülke. Aman çok uzaklarda, Avustralya civarındaki, benzer adlı Tazmanya ile karışmasın: Afrika Kıtası’nı tombul bir “T” harfi gibi düşünürseniz, dik çubuğun en üstünde, sağda yer alıyor Tanzanya. Türkiye’den biraz daha büyük bir alana yayılmış, nüfusu bizim yarımız kadar. Birleşmiş Milletler İnsani Gelişmişlik Endeksi’ne göre 179 ülke arasında 152. imiş (karşılaştırmak açısından: Türkiye de parlak değil aslında, 76. sırada). Kısaca, Tanzanya, ünlü Kilimanjaro Dağı’nın bulunduğu, kişibaşı geliri Türkiye’dekinin yirmide biri ile fakir mi fakir, bir o kadar da güzel insanların ülkesi.

Arusha-Kilimanjaro yolunda, bir pazar yerinde otobüs bekleyen bir anne…

19. yy sonlarını Alman kolonisi, 20. yy’ın ilk yarısını ise İngiliz mandası altında geçiren iki bölge, anakaradaki Tanganyika ile Zanzibar Adası, 1960’larda bağımsızlıklarını kazanmış. Birleşmelerinden de 1964’de bir cumhuriyet olan Tan+zanya doğmuş. Nam-ı diğer “Jamhuri Ya Muno Wa Tanzaniaunga”...


1970’lerde fırlayan petrol ve düşüşe geçen emtia fiyatları Tanzanya ekonomisini felce uğratmış. Önce Çin’den medet uman ülke, 1980’lerde ise aynı Türkiye gibi IMF’nin acı reçetelerine yönelmiş.


Tanzanya nüfusunun yaklaşık üçte biri Müslüman, üçte biri Hıristiyan. Tek tanrılı dinler eski inançlarla o denli iç içe geçmiş ki, yolda rastladığınız mahşeri bir kalabalığa karıştığınızda, insanların şifa dağıtan Hıristiyan bir “peygamber”den medet umduklarına şahit olabiliyorsunuz. Ufak kağıtlara yazdıkları dileklerini, sağlı sollu oluşturulan insan koridorundan geçmekte olan aziz liderlerine ulaştırmaya çalışan yüzlerce insan...



Afrika’da pazar yeri renk cümbüşü demek… Bazen bir başlık, bazen bir örtüdeki akıllara durgunluk verecek kadar çarpıcı renkler ve desen çeşitliliği ile…

“Swahili”, Doğu Afrika’da, Kenya, Tanzanya, Uganda gibi ülkelerde konuşulan yerel bir Afrika dili. Arapların bölgedeki egemenlikleri sırasında Arapça etkisine giren Swahili, ismini de, konuşulduğu sahil bölgesine atfen Arapça “sahil” kelimesinden almış. Günlük hayatta kullanılan birçok kelime Türkçe’deki Arapça kökenli kelimelere o denli benziyor ki, pek yabancılık çekmiyorsunuz:

Merhaba = Salam (selam), habari (haber?)
Günaydın = Habari za asubuhi (sabah?)
Teşekkürler = Shukrani (şükran), ahsante sana
Erkek – Kadın = Baba - Mama

Ngorongoro’da bir tuvalet.:)

Afrika’da karayoluyla tek katlı barakaların çevrelediği köylerden geçerken gözünüz devamlı rengârenk insanlarda kalıyor. Doğal olarak bazen dayanamayıp, inip, aralarına karışıyorsunuz. Yapışkan Sultanahmet satıcılarına benzeyen birkaç genç dışında size ilişen de pek olmuyor.


Arusha-Ngorongoro yolu üzerindeki bir köy. Biraz ileride, kalabalık toplanmış, bir buldozerin yol yapımı için evleri yıkışını seyrediyordu. Ne tek bir protesto, ne ağlayanlar, ne TV yayın ekipleri, ne de tutuklanan insanlar… Sadece sakin sakin seyreden, ihtiyarı, genci, onlarca insan…

Arusha yolu üzerinde, öğretmenleri eşliğinde okuldan gelen öğrenci grubu arasında pervasızca poz veren bir kız...


“Kara kaçan” eşliğinde yürüyen Masai’ler...

Ngorongoro Krateri

Tanzanya’nın kuzeyinde yer alan Ngorongoro Krateri (telaffuz ederken baştaki “n” harfi okunmuyor) 260 km2’lik bir alana yayılıyor ve denizden 2.300 m yükseklikte. Bu çevresi dağlarla çevrili, 610 m derinlikteki kraterin sarı renkli otlaklarında, jeeplerle vahşi doğayı keşfederken Afrika’nın büyüsünü (ve toz-toprağını) iliklerinde hissediyor insan…

Yerel bir okul öğrencileri açık hava müzesini ziyaret ederken yavru fil ailesinin koruması altında ilerliyor...




Ngorongoro 25.000 büyük memeliye ev sahipliği yapıyor. Bu memelilerden biri de Thomson Ceylanı.

İsmini gezgin Joseph Thomson’dan alan “Tommy”, Afrika’nın yüksek platolarındaki uçsuz bucaksız çayırlarında, yani “savana”larda yaşayan bir ceylan türü. 60-90 sm yüksekliğinde, 13-16 kg ağırlığındaki Tommy’nin en ayırdedici özelliği yanlamasına siyah bir şeride sahip olması.



Zebra ve Afrika antiloplarıyla iyi anlaşan, saatte 80 km’ye ulaşabilen Thomson ceylanlarının en büyük düşmanları ise, başta çita olmak üzere büyük kediler. Kısa mesafede dünya rekortmeni çitaya karşılık, Tommy uzun takiplerdeki performansı ve ani dönüşlerdeki görece üstünlüğü ile en büyük düşmanından kaçabiliyor. Yine de, bu özellikler, yavruların yarısının ergenliğe ulaşmadan büyük kedilere yem olmasını engelleyemiyor.


Zebralar kendi aralarında yüz mimikleri ve seslerle iletişim kurar, sık sık koklaşır ve birbirlerini kaşırlar. Anne zebralar 12-14 aylık bir gebelikten sonra tek bir yavru dünyaya getirir. Yavru doğrumdan 20 dakika sonra koşmaya başlar ve annesinin yanından ayrılmaz.



Ngorongoro’nun batı yakasındaki terastan günbatımı. Bu görsel şölenin sonuna doğru ay gökyüzünde belirmeye başlamıştı...

4 yorum:

Tijen dedi ki...

Fotoğraflar gerçekten çok güzel. Teşekkürler Erdem! Teşekkürler Ayşegül! (Ben de Afrika'daki pazaryerlerini merak ederim hep. Daha doğrusu dünyanın pazarlarıdır en çok görmek istediğim yerler...)

Basak dedi ki...

Tanzanya'ya başka bir bakış açısıyla yeniden merhaba demek harika oldu benim için. Ayşegül artık sıra sen de:)

Recep Hilmi Tufan dedi ki...

Harika fotoğraflar...

Mustafa dedi ki...

Fotoğraflar çok güzel, beraberindeki anlatımında en az onlar kadar güzel,
teşekkür ederiz...