20 Ocak 2010 Çarşamba

Potala Sarayı

Aylar önce Tibet’e doğru diye yazmaya başlamıştım değil mi? Kim bilir beklide akıbetimi Tibet’te 7 yılın yazarı Alman dağcı Heinrich Harrer’e benzetmiş olabilirsiniz, ama merak etmeyin ben Tibet’e gittim ve döndüm, hem de yıllar önce..

Tibet eminim ki pek çok gezginin aklında ve gönlünde en üst sıralardaki yerini korumaktadır. İster gidilmiş görülmüş olsun isterse de gidilmeyip hep hedeflenen. Bu gezinin en hit noktası ise eminim her daim Potala Sarayı olacaktır. Yüzyıllar boyunca Tibet’in dini ve siyasi lideri olarak kabul edilen Dalay Lamalar’ın evi.

Potala gerçekten altın kubbeleri ile olağanüstü bir yapı. 13 katlı olan bu bina 20. Yüzyılın gökdelenleri yapılmadan önce uzun süre dünyanın en yüksek binası ünvanını elinde tutmuş. 5. Dalay Lama burayı daha önceden burada var olan bir sarayın üzerine 1645 yılında inşa ettirmeye başlamış.

İçerisi oldukça karanlık ve bir dolu labirent gibi giriş çıkışlardan oluşuyor. Ben Çin istilasından sonra içerisinin çok boş olacağını tahmin etmiştim ama başka yerlerde gömülü olan 2. ve 3. Dalay Lamalar hariç diğerlerinin hepsinin mezarları burada. Hepsi ayrı odaların içine yerleştirilmiş ve neredeyse tümü de oldukça görkemli bir biçimde inanılmaz derecede çok sayıda kıymetli taşlarla süslenmiş. Kıymetli taşlar çoğunlukla bu ülke insanlarının çok sevdiği mercan ve turkuaz. En büyük mezar ise en önemli Dalay Lama olarak kabul edilen 5.’ye ait. Bu mezarlar eski saray kabul edilen kırmızı bölümlerde bulunuyor.

Fotoğraflardan da rahatlıkla ayırt edilebilecek sarayın kırmızı bölümlerinde tapınaklar ve geçmişteki Dalay Lama’ların mezarları bulunuyor. İlk olarak inşa edilen ve daha sonra da 13. Dalay Lama tarafından yenilenip büyütülen beyaz bölüm ise daha çok 13. Ve 14. Dalay Lama’lar tarafından yaşama alanı olarak kullanılmış.

1959 yılında Çinlilerden kaçarak Hindistan’ın Dharamsala kentine sığınan 14. Dalay Lama Tenzin Gyatso’nun meditasyon ve yatak odaları da bu bölümdeydi. Son derce mütevazi odalar olduğunu eklemeliyim.

Size bu yazımda Sarayın iç kısımlarından fotoğraf gösteremiyorum çünkü Potala Sarayında fotoğraf ve video çekmek inanılmaz pahalıydı. Hala öyle mi bilmiyorum ama benim gittiğim dönemde odaları tek tek fiyatlandırmışlardı. Fotoğraf genelde her bir oda için 90 Yuan (13 USD), video ise yine oda başına 540-1450 Yuan ( USD 80-200) arasında değişiyordu. Dünyanın hiçbir yerinde şimdiye kadar böylesine yüksek fiyatlarla karşılaşmadım.

Yazılanlara göre sarayda 1000 adet oda, 10.000 adet tapınak ve 200.000 adet de heykel bulunuyormuş. Tüm bunların önce Çin istilasından, sonrada Kültür Devriminden kurtulmuş olması ise tüm insanlık için büyük bir kazanç. Özellikle Kültür Devrimi sırasında yakıp yok edilen tüm tapınaklarının arasında olmamasını ise zamanın başbakanı Zou En Lai ‘a borçlu Potala. Ancak yine de bu dönemlerden kurtulamayan 100.000 adetten fazla doküman ve sanat eseri olduğu da biliniyor. Kimi Çin’e götürülmüş, kimileride yok edilmiş.

Bir zamanlar hükümet merkezi ve pek çok insanın evi olan bu büyük yapı bugün sessiz ve terk edilmiş. Etrafta dolaşan pek çok turist ve Çin’li müze bekçileri bile bu büyük boşluğu dolduramıyor. Bir zamanlar buradaki tüm koşuşturmayı, insanları, sesleri, kokuları hayal etmeye çalışmak ise sonrasında burada yaşayanların başına gelenler nedeniyle hüzünlü ve de boşuna bir çabalama oluyor.

5 yorum:

Red Riding Hood dedi ki...

Çok değişik yerler gerçekten . Gezip görmek ne güzel ,farklı kültürler hep dikkatimi çekmiştir.
Güzel blog
Sevgilerimle
A.B

Seiden schal dedi ki...

Cok seyahat eden ve seven birisi olarak blogunuz ilgimi cekti ..Tibete belki gidemem ama sayenizde biraz gezmis bilgilenmis oldum.. Tesekkürler sizi takip etmeye devam edecegim..Selamlar

Alp ve Ege'nin Annesi dedi ki...

Azmi Sina'ya saglikli, mutlu, baris dolu bir yasam diliyorum, sevgiler hepimizden hepinize...

Serdar dedi ki...

harika bir yazı olmuş.çok tanıtıcı...

vaincavalier dedi ki...

Yazıyı okudum, blogu biraz gezdim;

"çok güzel ya, çok" dedim. Gezi blogu. Bundan sonra takipteyim.

Keyifli yolculuklar. Keyifli postlar.