14 Nisan 2010 Çarşamba

Lhasa - Jokhang Tapınağı

Lhasa’da bir öğleden sonra rahatlıkla şehrin kalbi olarak nitelendirilebilecek Jokhang Tapınağı ve onun hemen önündeki Barkor meydanında geçti. Jokhang bu bölgedeki en eski tapınak ve Tibet’in en kutsal dinsel objesi olarak kabul edilen Sakyamuni Buda’sı da burada bulunuyor. Bu heykeli zamanın Tibet kralıyla evlenen Çinli bir prenses beraberinde yeni ülkesine getirmiş. Tapınağın içinde ayrıca Budizm’in bütün okullarını temsil eden heykeller bulunuyor. Yine tüm heykeller çok güzel ve bol miktarda altın ve kıymetli taşlar kullanılmış.



Ama asıl ilginç olan tapınakta bulunan ve çalışan hacılardı. Tibet’in çeşitli yerlerinden burayı ziyarete gelenler tapınakta gönüllü olarak çalışıyorlardı. Çeşitli temizlik işlerinin yanı sıra kimi gruplarda yerlere oturmuş içine yak yağı konulan küçük kandilleri temizliyorlardı. Kimileride boşalan kandillere çaydanlıklardan tekrar yağ dolduruyordu. Yak yağı Tibetliler için kutsal bir adak, ancak yanan kandillerin oldukça ağır bir koku yaydığını eklemeliyim.

Tapınağın giriş kapısında ,içinde ve çevresinde yerlere yatıp kalkarak ibadet eden hacıları ise hiç sıkılmadan saatlerce izleyebilirsiniz. Hacıların bu kendilerini yere atma hareketi oldukça ilginç. Önce Buda’yı selamladıktan sonra hızla yere doğru emekleme pozisyonu alıyorlar sonrada boylu boyunca yüz üstü uzanıveriyorlar. Kimileri bu hareketi yaparak tapınağın çevresini belki yüz kez soldan sağa dönmeye çalışıyormuş. Bu tapınağın çevresini dönen kimileri yere yatarken becerikli bir hareketle altlarına bir hasırda sermeyi de beceriyorlardı. Bir diğer büyük grupta aynı hareketi tapınağın giriş kapısında yapıyordu. Bunlarda yine Buda’ya adadıkları belli sayıda bu hareketi tamamlamaya çalışıyordu. Tapınağın girişindeki taşların aşınmasının nedeni ise bu hareketin yüzlerce yıldır milyonlarca kez tekrarlanmasından başka bir şey değil.




Jokhang tapınağında şu anda her şey yerli yerinde gözükse de, Çin işgali ve sonrasında da Kültür Devrimi sırasında buradaki tüm objeler oldukça zarar görmüş, bir kısmı da yok olmuş. Hatta Çinliler işi iyice ileriye götürerek ülkenin bu en kutsal tapınağını bir süre domuz ahırı olarak bile kullanmışlar.

Barkor meydanının etrafı ise çok canlı bir Pazar yeri. %50 si turistik eşya satıyorsa, diğer yarısı da yerli halka yönelik. Pazar yerindeki satıcıların çoğu ise her daim tüccar olan Çinliler. Her zaman olduğu gibi en ufak bir şey almak için bile insafsızca pazarlık etmek lazım.





Tapınak ve meydandaki en olağanüstü şeyse insanlardı. Hacı olacakları için en güzel giysilerini giyip, daha da önemlisi en güzel takılarını takmışlardı. Erkekler kırmızı ip ve 1-2 parça turkuazlı yüzük benzeri tokalarla saçlarını toplarken, kadınlar kırmızıdan yaptıkları bantları kullanmışlardı. Bu bantların üzerinde ise ceviz büyüklüğünde turkuaz parçaları var. Kulaklarındaki iri küpelerin dışında, kimilerinin saçlarından da turkuaz dizili sicimler sarkıyor. Barkor meydanındaki insan zenginliğine sanırım bir başka yerde rastlamak çok zor. Pek çok rehber kitap bu meydana geldiğinizde kendinizi orta çağa gelmiş gibi hissedeceksiniz diye yazıyor. Kesinlikle haklılar.




1 yorum:

Ashley dedi ki...

gezmek,yeni yerler keşfetmek çok güzel bişi.