16 Ağustos 2007 Perşembe

Yüzen Pazar - Nakhon Pathom

Yüzen pazarlar Tayland’la bütünleşmiş bir simge. Elimde 1997 yılına ait bir Lonely Planet kitabı var. Bangkok’taki yüzen pazara gitmeyin, çok turistik, Damneen Saduak çok daha az turistiktir orayı tercih edin diyor. İnanmayın, aradan geçen yıllarda orasıda tıklım tıklım turist dolmuş.


Bir zamanlar yerel halkın teknelerle sebze, meyva alışverişlerini yaptıkları bu yerleri, şu anda turistlere taklit çanta, ve ıvır zıvır turistik eşyalar satmaya çalışan ya da turistleri gezdiren tekneler doldurmuş. Nehirin iki yanını da yine turistik eşya satan sabit pazarlar kaplamış. Eğer yolunuz düşmezse, bir şeyler kaçırdım diye hayıflanmayın, ancak pazarın etrafında bulunan kanallar oldukça uzun ve kazıklar üzerine oturtulmuş evler ve işyerleri ile oldukça ilginç. Bu kanallardaki gezintiyi suya oldukça yakın, ince uzun ancak yine çok gürültülü teknelerle yaptık.



Yüzen Pazar Bangkok’un yaklaşık 120 km dışında Nakhon Pathom şehri yakınlarında. Otobüsle giderken yol kenarlarında iki ilginç ürün gördüm. Bir bölgede tarım alanlarının büyük bir kısmı tuzla olarak ayrılmıştı ve yol kenarında da tıpkı bizde tarladan topladıkları soğanları, patatesleri satmaları gibi torba torba tuz satıyorlardı. Yine tarlalar da üretilen diğer bir üründe ıstakoz. İnsan nedense sadece denizde yetişebileceğini düşünüyor.

Yolda mola verdiğimiz ilginç bir Pazar yeride Maeklong Tren İstasyonu. Uzakdoğu’nun pek çok yerinde görülebilen, sebze, et, meyva, ve balıkların taze yada pişirilip satıldığı, ufak tezgahlarında hemen herşeyi bulabileceğiniz, renklerin, kokuların ve seslerin birbirine karıştığı o pazarlardan biri. Tezgahlar arasında kaybolup dolaşırken, birden uzaklardan bir trenin düdüğünü duyup, tüm tezgahlar ve insanlarla beraber rayların üzerinde olduğunuzu anlayınca kısa bir panik geçirmemek mümkün değil. Ancak herkes son derece sakin, tüm tezgahlar ve tenteleri öylesine milimetrik olarak konumlandırılmış ki, koca tren ağır ağır istasyondan haraket ederken, tezgahları, gölgelikleri sadece 3-5 santim geri çekmek yetiyor. Tren sürünürcesine yanınızdan geçtikten sonra, herşey yerli yerine ve alışverişe devam. İçinden tren geçen bu pazarı, yüzen çarşıya tercih etmenizi tavsiye ederim.

Nakhon Pathom 127 metre yüksekliği ile dünyanın en yüksek Budist yapısı olan Pra Pathom Çedi stupasına ev sahipliği yapıyor. 1853 yılında Kral 4. Rama tarafından yaptırılmış. 4. Rama, ilk olarak Yul Brayner tarafından canlandırılan, Kral ve Ben filmlerinde ki Kral.

Uzakdoğu’da tapınaklarda yapmayı sevdiğim en keyifli şey, hızlı bir şekilde tapınağın içini dolaşıp çıktıktan sonra, dışarıda sakin ve gölgelik bir yer bulup, oturarak etraftaki hareketi gözlemlemektir. Dua edenler, adaklar adıyanlar, ve ilk kez burada gördüğüm Buda heykellerine ince altın varaklar yapıştıranlar. Budizm’de sevap işlemek önemli. Tam mantığını anlamasam da en önemli sevaplardan biri bu altın varakları yapıştırmakmış. Bir diğer önemli ve mantığı anlaşılabilir sevap kazanma yolu ise tapınaklar da yaşayan rahiplere yemek vermek. Her Tay erkeği hayatının belli bir döneminde askere gider gibi tapınağa gidiyor ve bir süre orada yaşıyor. Bu süre sabit değil, kişiden kişiye değişebiliyor.

Pra Pathom Çedi’deki sayısız Buda heykeli üzerindeki altın varakların yapışmayan kenarlarının hafif hafif dalgalanması, ve güneşte yansımasının heykellere ayrı bir ruhani görüntü verdiğini düşünüyorum ve bu parlayan heykeller Tayland’ın simgesi olarak beynimdeki yerini alıyor.

1 yorum:

Kemal Kaya dedi ki...

Evet yüzen market çok turistik ama turistik diye de vageçilecek yerlerden biri değil, değil mi?
Haftasonları çok kalabalık ancak benim gittiğim haftaiçi oldukça sakin ve keyifliydi. Aslında o kalabalık, turistik halini görmeyi daha çok isterdim.